Yiğit KATIER – Fikirlerime saygı duymayın lütfen…!

Fikirlerime saygı duymayın lütfen…!

Fikirlere saygı duyulmaz. Fikirler ancak kritik edilir. Saygının yegâne konusu insandır ve yalnızca insana saygı duyulur. Bu çok zor bir meziyet olacak ki bu özelliğe sahip pek az insana rastlarız. Sınırları kaybolmuş, içeriği bulanıklaşmış, bilindiği zannedilen, fakat uygulamada karmakarışık bir hal alan saygı konusu, bugün yeniden ele alınmalıdır.

İnsan ilişkilerini bu açıdan değerlendirdiğimizde birçok problemle karşılaşırız. Bana sorarsanız bunlardan en rahatsız edicisi “senin fikrine saygı duyuyorum” denilip benim kişiliğime, karakter özelliklerime, beni ben yapan değerlere saygı duyulmamasıdır. Sapla samanı karıştırıp hayatı hepimize zorlaştıran insanlardır bunlar. Maalesef doğup büyüdüğüm coğrafya olan Türkiye´de bu modelden oldukça fazla bulunmaktadır.

“Senin fikrine saygı duyuyorum”  söyleminin üzerindeki ince zırhı biraz kazıdığımızda kendisi dışındaki şeyleri pek de dikkate almayan, alıcıları kapalı, nedense vericileri hep açık (?)  “öteki”ne  tahammülü olmayan karakterler çıkıyor karşımıza.

“Aslında ben seni düşündüğüm için….” diyerek tecavüz etmeye başlarlar  sınırlarınıza…! Hedef fikirleriniz değil, hüviyetinizdir maalesef. Yapılan bu saldırıdan haklı olarak rahatsız olursunuz ve oradan bilgece (!) bir cümle giriverir araya “eleştiriye açık olmalıyız değil mi ama…?” deyiverirler. Zihniniz bir flashback ile sizi “Arrival” filmine götürür. “Sahip olduğunuz tek şey çekiçse, her şeyi çivi gibi görmeye başlarsınız”[1] sahnesini o an yaşayıverirsiniz. Elinde sadece benlik çekici olan, kendinden başkasına tahammülü olamayan kişiler, sizi de bir çivi olarak görür ve saygısızca şahsiyetinize çakmaya başlar. Fikirlere saygısı olan bu aydın (!) karakterlere sabretmek zorunda kalırsınız. Herhalde tahammülü en zor insan tipidir bu.

Bir kısım insan ise; fikirleri hedefe konulup kritik edilmeye başlandığında bunu kendi şahsına yapılan bir saldırı olarak algılıyor. Bir de bunun içerisine duygusallıklar karışınca işler hepten sarpa sarıyor ve konu odak noktasından kayıyor. Böyle olunca; yapılan değerlendirmeler adrese ulaşmıyor. En kötüsü de bu yanlışın içindeki kişiler kendi kendini kritik etmekten gün geçtikçe uzaklaşıyor.

Saygı değeri karşısında renk körü gibi olmalıyız! Şahısların kimliği, milleti, kariyeri hatta pratikte saygısız bir kişi olmaları dahi itibara alınmamalıdır. Bir kişi hukuk önünde suçlu sayılsa bile, saygısızca davranılmayı hak etmez. Cezalandırmayı saygısızca yapamayız; suçun karşılığı yasalarla belirlenen yaptırımlardır.

İnsan onuruna, kendi onurumuza, uğradıklarımızla değil, yaptıklarımızla zarar veririz; çünkü yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının bize yaptıklarından değil. Bir şeyi yapmak veya yapmamak kendi elimizdedir.[2]

[1] “if you only have a hammer, you tend to see every problem as a nail”  Abraham Harold Maslow

[2]  İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları, 2016, Ankara, Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları