Yiğit KATIER – Bir Servete Mal Olan Fotoğraf…!*

Suçum var mı?  Tabi ki var…

Kendin olmak… Kendin olarak yaşamak…!

Hayattaki tek ‘ilkesi’ kendi gemisini yüzdürmek olan ilkesiz kalabalıkların aksine…

Fikirlerinin ardında durmak

Belki de bunun için büyük bedeller ödemek…

Yıl 1968`i gösterdiğinde Fransız Hükümeti O güne kadar ki en büyük siyasi gösterilere şahit oldu. Paris`te milyonlarca insan iki hafta boyunca hem komünizmi hem de kapitalizmi protesto ettiler.[1] 13 mayısta yaklaşık 11 milyon genç ve işçi sınıfından birçok insan Paris`in özgürlük ve devrimlerini sembolize eden Place de la Bastille  meydanına akın ediyordu. Aslında politik bir kişi olmayan Caroline de Bendern de bu kalabalığın arasında protestolara destek vermek için oradaydı. Bu protestolar daha iyi çalışma şartları, sosyal hakların korunması, cinsel özgürlükler vb. reformlara  dikkat çekme amacını güdüyordu. Düşünüldüğü gibi de oldu. Protestolar tüm Avrupa`ya yayıldı ve farkındalıklar artmaya başladı. Her genç gibi bu özgürlük atmosferi de Benden`e de heyecan veriyordu. O günlerde polisler ile protestocular arasında sürekli arbedeler yaşanıyordu. Ortalık karmakarışıktı.

Tam bu sırada Caroline yürümekten artık çok yorulmuş, ressam arkadaşı Jean-Jacques Lebel`in  omuzlarına oturmuştu. O dönem Vietnam savaşı da devam ettiği için yanlarında yürüyen bir başka protestocu da Vietnam bayrağını taşıyordu. Caroline`e “bayrağı benim için taşıyabilir misin?” dedi ve bayrağı Carolıne`e verdi. Artık bayrak de Bendern`nin elinde dalgalanıyordu. Tam bu esnada ünlü magazin fotografçısı Jean-Pierre Rey, O unutulmaz fotoğrafı çekti[2]. Bu fotoğraf başta Fransa olmak üzere tüm dünyaya özgürlük ve aklın alegorisi olan  Marianne`yi hatırlattı.Ertesi gün bu fotoğraf o dönemin tüm magazin dergilerine kapak olmuştu.[3]

Fotografı gazetelerde gören Caroline`nin hasta dedesi kont Maurice de Bendern çılgına döndü. Kont de Bendern Paris ve Monacco da birçok mülke sahip zengin bir aristokrattı. Torunları arasında en çok Caroline`i seviyor ve tüm mirasını ona bırakacağını söylüyordu. Caroline`nin başını okşarken O`nun Avrupa Kraliyet ailesinden birisi ile evleneceğini umuyor böylelikle ailenin aristokrasideki yerinin devamını istiyordu.

Kont gazetelerdeki fotoğrafı görür görmez Caroline`nin hemen eve gelmesini emretti. Torununun artık bir anarşist olduğunu düşünüyordu. Caroline içeri girer girmez “Sen bir komünistsin… anarşistsin sana tek bir kuruş miras bırakmayacağım” dedi. Caroline hiçbir şey söylemeden odadan dışarı çıktı ve hasta kont yaklaşık 6 ay sonra hayata gözlerini yumdu. Dediği gibi 7.5 milyon sterlinlik mirastan Caroline`e hiç birşey bırakmamıştı.

Caroline yaşadığı bu olaydan sonra hayatına asil bir Kont`un torunu olarak değil sıradan bir kişi olarak devam etti. Şu anda 76 yaşında olan de Bendern  Paris`te yaşıyor ve hala İngilizce öğretmenliği yapıyor. İngiltere`nin AB`den ayrılmasına da karşı bir duruş sergiliyor. Fransa da yaşayan bir İngiliz vatandaşı olarak statüsü hakkında da endişe duyuyor.[4]

Hayat bazen size bir fotoğraf karesinde gözükmekten dolayı, bazen ise bir fikri savunmaktan dolayı büyük bedeller ödetir. Genellikle kalabalıkların “öteki” ne tahammülü yoktur. Hayatı sana zehir etmek için senin “öteki” olman yeterlidir. Ortada herhangi bir şey yoktur ama sen öteki olduğun için suçlusundur ve cezalandırılman gereklidir. Kendi dar dünyalarında sana yer açmayı beceremezler bunun faturasını da sana keserler. İnsanlık tarihi maalesef bu karanlık tablolarla doludur. Aslında senin tek yaptığın sadece kendin olmaktır…

Anlaşılması güç bir meseledir bu…!

*The image that cost fortune

[1]https://iconicphotos.wordpress.com/tag/caroline-de-bendern/

[2]https://iconicphotos.wordpress.com/tag/caroline-de-bendern/

[3]Life Magazine on May 24th.

[4]https://www.theguardian.com/world/2017/mar/20/caroline-de-bendern-paris-1968-brexit-xenophobia