Venezuela krizi: 5 soruda neler yaşandı, bundan sonra ne olabilir?

Venezuela’da iki parlamento ve iki liderin kendisini meşru ilan etmesiyle benzerine pek rastlanmayan bir kriz patlak verdi. Diğer ülkelerin de iki kampa bölünmesi krize uluslararası boyut kazandırdı.

Muahlif lideri Juan Guaidó, Çarşamba günü kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etti.

ABD, Kanada ve Latin Amerika’daki birçok ülke Guaidó’yu başkan olarak tanıyor.

Rusya, Çin ve Türkiye gibi diğer birçok ülke ise Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya destek veriyor.

Krizin ne kadar süreceği veya nasıl çözümlenebileceği ise henüz bilinmiyor.

ABD’nin her seçeneğin masada olduğuna dair açıklaması, uluslararası askeri bir müdahale olup olmayacağı sorusunun sorulmasına neden oluyor.

Venezuela’da mevcut durumla ilgili son yaşananları ve bundan sonrasına dair beklentileri 5 soruda derledik:

Muhalefet tarafında bu kez farklı neler yaşanıyor?

Venezuela’da muhalefet aslında uzun süredir sokaklarda ve düzenli olarak protestolar gösterileri düzenliyor.

Bu gösterilerde en başta ekonomik sıkıntılar protesto edilirken, bir aşamadan sonra hükümet ve Maduro karşıtı bir karakter kazanmaya başladı.

Ancak muhalefetin sokak gösterileri bugüne kadar sonuç doğurmadı ve hükümet, ordunun da yardımıyla bu eylemleri bastırdı.

BBC Online Latin Amerika Editörü Vanessa Buschschluter’e göre, muhalefetin mevcut yapısı geçmişteki haline göre iki önemli farklılık içeriyor.

Bunlardan birisi yıllardır ilk kez muhalefetin tek bir liderin etrafında birleşmeyi başarmış gibi görünmesi, ikincisi de hükümetin uyguladığı sosyal politikalar nedeniyle destek tabanını oluşturan alt sınıfın da artık orta ve üst sınıfın içinde yer aldığı muhalif kesime destek vermeye başlaması.

Başkent Caracas’ın batısında bulunan ve hükümetin en yüksek oy aldığı gecekondu mahallelerinde de son günlerde protesto eylemleri düzenleniyor.

Buschschluter, “Juan Guaidó, politikada nispeten yeni bir isim ancak Başkan Maduro’ya muhalefet edenlere, daha önce başka hiçbir muhalif liderin yapamadığı şekilde ilham veriyor. Ayrıca, bugüne kadar hükümeti destekleyen kesimlere de protesto hareketine katılmaya ikna etmiş görünüyor” dedi.

35 yaşındaki Guaidó, 2015 seçimlerinde muhalefetin çoğunluğu ele geçirdiği ancak 2017 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından yetkileri elinden alınan, ABD destekli Ulusal Meclis’in bu yılın başında başkanlığına seçildi.

Guaidó, bu hafta içerisinde düzenlenen bir mitingde, kendini ülkenin “geçici başkanı” ilan etti ve başta ABD olmak üzere bir dizi ülke tarafından Venezula’nın meşru lideri olarak tanındı.

Belirsizlik daha ne kadar sürer?

Venezuela’da daha önce benzeri pek görülmemiş bir durum yaşanıyor. Ülkede iki parlamento ve meşru lider olduğunu ilan eden iki başkan bulunuyor. Diğer devletlerin bir kısmı bir lideri ve parlamentoyu; bir başka kısmı da diğerlerini meşru olarak tanıyor.

Venezuela’da son birkaç yıldır dönem dönem yoğun protesto gösterileri düzenlendiği görüldü. Bunların bir kısmı aylarca sürerken, bir bölümü de kısa içerisinde dağıldı.

En yoğun protestoların yaşandığı 2017 yılında hükümet ve ordu eylemcilere sert şekilde müdahalede bulundu. Toplamda 100’den fazla protestocu ve güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.

Can kaybının artmasıyla birlikte Ağustos 2017’den sonra da birçok kişi hayatının tehlikede olduğu gerekçesiyle eylemlerden çekilmeye başladı.

Analistler, Venezuela’daki siyasi durumun son yıllarda oldukça karmaşık bir hal aldığını ve bu nedenle de neler olabileceğini öngörmenin oldukça zor olduğunu söylüyor.

Ordunun devreye girmesi olası mı?

Birçok kişiye göre, Venezuela’daki krizde çözümün anahtarı ordunun elinde bulunuyor. Ordu, gerek protesto gösterilerinin bastırılmasında gerekse de kıtlık yaşanan ülkede gıda ve ilaç dağıtımlarında üstlendiği rolle sosyal hayatta bugüne kadar hiç olmadığı kadar etkin bir konumda.

Ordunun bu krizde takınacağı tavır kritik önem taşıyor. Şu ana kadar ordu, Devlet Başkanı Maduro’yu destekler bir tutum takındı.

Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez, 8 ordu komutanıyla birlikte televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmasında, Guaidó’nun “darbe” yaptığını belirterek, Maduro’ya sadık kalacaklarını söyledi.

Ancak ordunun komuta kademesinin Maduro’ya sadık isimlerden oluşmasına karşın özellikle alt rütbelerdeki subayların ekonomik sıkıntılardan dolayı mevcut gidişattan memnun olmadığı da ifade ediliyor.

Uluslararası kamuoyundan nasıl tepkiler geldi?

Dünya devletleri, Venezuela’da yaşananlar konsunda birbirinden farklı tavırlar sergiliyor. ABD, Guaidó’nun kendini geçici başkan ilan etmesinden birkaç dakika sonra muhalif lideri ülkenin meşru lideri olarak tanıdığını ilan etti.

ABD’nin bu kararının ardından Kanada, Şili, Peru, Brezilya, Guatemela, Kolombiya ve Paraguay da Guaidó hükümetini tanıyacaklarını açıkladı.

Maduro’ya ise destek çıkan ülkelerin başında Rusya, Çin ve Türkiye geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Maduro’yu arayarak destek verdiğini ve “Dik dur, eğilme” dediğini aktardı. Meksika, Küba ve Bolivya da Maduro’ya destek verdi.

Rusya, Guaidó’nun kendini devlet başkanı ilan etmesini “iktidarı gasp etme” çabası olarak nitelendirdi ve yapılan dış müdahaleyi kınadı.

Çin de Venezuela’ya yönelik her türlü yabancı müdahaleye karşı olduğunu belirterek, ülkenin bağımsızlık ve istikrarını koruma çabalarına destek verdiğini ifade etti.

Yurt dışından askeri müdahale olasılığı var mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela konusunda her türlü seçeneğin masada olduğunu söyledi.

Trump yönetiminin elinde ekonomik yaptırımlara gitmekten ileride kurulabilecek bir uluslararası mahkemede kullanılmak üzere insan hakları ihlalleriyle ilgili kayıt tutulması gibi bir dizi araç bulunuyor.

Analistler, askeri müdahale seçeneğinin ise Rusya ve Çin’in Maduro’yu destekleyen tavırlarından dolayı düşük bir olasılık olduğunu söylüyor.

BBC Diplomasi Muhabiri Jonathan Marcus, Trump’ın bugüne kadar başka yerlere askeri müdahale konusunda riskten kaçınan bir tavır takındığına dikkat çekerek, mevcut şartlar altında Venezuela’ya ABD askeri gönderilmesi ihtimalinin çok düşük olduğunu söyledi.

Jonathan Marcus, “Bununla birlikte, eğer Venezuela’nın tam bir kaosun içinde düşmesi halinde, bazı kesimlerden müdahale çağrısı gelebilir. Bu müdahale için başta Latin Amerika olmak üzere, BM Güvenlik Konseyi de dahil çok ciddi bir uluslararası desteğin toplanması gerekiyor” dedi.

Marcus, Rusya’nın Maduro’ya verdiği destek ve Çin’in de bir devletin başka bir ülkeye dış müdahalesine karşı çıkan geleneksel tutumu nedeniyle böylesi bir müdahalenin zor olduğunun altını çizdi.

Haberin kaynağı için tıklayınız