‘Sur’daki Çatışmalar Çocukların Psikolojisini Bozdu’

Diyarbakır Barosu Çocuk hakları Merkezi tarafından yürütülen ve yaklaşık iki yıl süren ‘Çatışmalı ortamda ve sonrasında çocuk haklarının desteklenmesi’ projesi tamamlandı. Proje kapsamında Sur’da yaşanan çatışmaların etkilediği 550 aileyle yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan rapor kamuoyu ile paylaşıldı.

Diyarbakır’ın 28 mahallesini kapsayan araştırma sonucunda, çocukların yüzde 29’unun okula gidemediği belirlendi. Çocukların okula gidememe nedenleri arasında, Sur’da yaşanan olayların oranı yüzde 36 oldu. Çalışmaya katılan ailelerin yüzde 80.5’i Sur’dan ayrıldıktan sonra çocuklarının psikolojik veya fiziksel sorunlar yaşadığını belirtirken yüzde 30’u olaylardan önce sağlık hizmetlerine erişimin daha iyi olduğunu savundu.

“İkinci çocuklar da etkilendi”

Rapora göre Sur’dan ayrılmak zorunda kalan ailelerin ikinci çocuklarında da durum farklı değil. Olaylardan sonra ailelerin yüzde 20’si ikinci çocukları okula gönderemezken ikinci çocukları psikolojik ya da fiziksel sorun yaşayanların oranı yüzde 92 olarak belirlendi. Ailelerin yüzde 28.8’i olaylardan önce ikinci çocuklarına daha iyi sağlık hizmeti aldıklarını vurguladı.

“Ev ve okullar değiştirildi”

Araştırmaya katılan ailelerin yüzde 79.5’i ev ve okul değiştirdiklerini ifade ederken, yüzde 65.5’i birden fazla kez ev değiştirdiğini belirtti. Ailelerin yüzde 72.7’si 2 ile 6 kez arasında çocuklarının okullarını değiştirmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Araştırmadan çıkan diğer bazı sonuçlar da şöyle; ”Yaşadıkları evlerin koşulları olumsuz etkilendi. Sur’dan sonra yaşam çevreleri oldukça güvensiz olarak algılandı. Çocuklar yeni yaşam alanlarında yeterli oyun alanı bulamıyor. Okul ve yaşam çevresine uyum sorunu nedeniyle çocuk yalnızlaşıyor.

Psikolog: “Çocukların yüzde 30’unun eğitim sorunu var”

Araştırmayı yapan uzmanlardan Sosyal Psikolog Prof. Dr. Melek Göregenli, bu çocuklarla özel olarak ilgilenilmesi gerektiğini söyledi. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Göregenli, ”Sur’da yerinden edilen ailelilerin ciddi olarak psikolojik, sosyal ve fiziksel koşulları iyi değil hala. O yüzden başta devlet kurumları olmak üzere, bu koşulların iyileşmesi için çaba göstermeli. Sadece onların değil, STK’ların da bu durumu görünür kılmak ve baskı yapmak gibi görevleri var. Hepsi kısa vadede yapılması gerekenler. Hala çocukların yüzde 30’unu bir eğitim sorunu var, sağlık hizmetlerine ulaşmada bir takım zorluklar var. Psikolojik olarak ciddi etkilenmiş durumdalar. Bütün bunlarla ilgili özel bir çaba gösterilmesi gerekir çünkü yaşam koşulları da artık çok zor” dedi.

Baro: “Yaşam hakkı ihlal edilen çocuklar için gereken başvurular yapılacak”

Baro Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü Nahit Eren ise amaçlarının duyarlılık yaratmak olduğunu söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Eren, şunları söyledi ; “Sur, Diyarbakır’da çocuk sayısının en fazla olduğu yerlerden biri. Çoğunlukla 90’lı yılların zorunlu göçünden sonra gelmiş aileler. Biz raporda şunu net bir şekilde gördük; çatışmalı süreçlerin ve güvenlikçi politikaların en çok mağdur edileni, yine çocuklar. Bu çocukların ciddi bir beslenme, eğitim sorunu, aynı zamanda hak ihlali anlamında ciddi yaşam hakkı ihlalleri yaşandı. Biz bunları raporlayıp aslında, hem siyasal iktidarı harekete geçirmek, sivil toplumun üzerine düşen rolü kendilerine hatırlatmak, bir daha aynı sorunların yaşanmaması için duyarlılık yaratmak istiyoruz. Aynı zamanda hukuki bir süreç te var. Bu, sadece durumu tespit edip yaşananları raporlaştırmak değil. Aynı zamanda bu süre zarfında mağdur edilen çocuklara ait hukuksal süreçleri de sürdürmeyi planlıyor bu proje. Biz bu proje kapsamında özellikle yaşam hakkı ihlal edilen çocuklara, işkence edilen çocuklara ilişkin avukat görevlendirmeler, davaları takip etme ve aynı zamanda idari anlamda kamu üzerine düşen idari görevi yerine getirmediğinden bahisle, gerekli dava ve başvuruları yapmayı amaçlıyor.”

Haberin kaynağı için tıklayınız