Selim ÇETİN – Merhaba Derken

Yirmili yaşlarınızda okuyup izlediğiniz şeyler aklınızda daha çok kalırken ve birçok konuda not tutma ihtiyacı bile hissetmezken, yaşınız ilerledikçe, öğrendiğiniz bir konunun sadece başlığını hatırlıyor olabilirsiniz. Hatta, 15 dakikalık eğitici bir video boyunca belki bir kaç defa “vaav” deyip aydınlanma yaşadığınızı düşünmenize rağmen… Dolayısıyla bunları o anda küçük notlar halinde bir kenara yazmanın mutlaka faydalı olacağını düşünüyorum. Aksi takdirde, bu tip bilgiler bir süre sonra beynimizi düzensiz bilgiler yumağı haline getirerek, beklediğimiz faydayı sağlayamayacaktır. Bu nedenle, ilgi alanıma giren konulardaki araştırmalarımda karşılaştığım önemli bilgileri not ederek bu bilgilerin hafızamda daha düzenli ve işlevsel bir şekilde kalmasını hedefliyorum. Kendi maddi manevi yaralarımı iyileştirmeye çalışırken karşılaştığım faydalı bilgileri sizlerle paylaşarak bir etkileşim içinde olmak istiyorum..

“Kişi kendinin doktorudur” sözüne atıfla hazırlayacağım bu köşede, kişisel gelişim ve popüler sağlık konuları ile serbest içerikli kısa hikayeler bulacaksınız. Dolayısıyla, kronik sırt ağrılarınız için bir tıp doktoruna başvurmanız daha faydalı olacaktır 🙂

Kısa bir hikaye ile ilk yazımıza devam edelim.

Denize Dönüş

İstemeye istemeye çalışma masasına oturdu ve kitabın kapağını açtı. Sonbahar iyice etkisini göstermeye başladığı için hava da kapalıydı. Zaten zoraki ders çalıştığı için kasvetli hava içini iyice daraltmıştı. Yine kendini zorladı ve birkaç soru çözmeyi denedi. Fakat kendini bir türlü derse veremiyordu. Neden bu durumdaydı, kader neden bu kadar acımasızdı?

Beyni sanki “neden” sorusuna cevap bulmadan başka bir şey yapmak istemiyordu. Bitmek bilmeyen sorular hayatını iyice çekilmez hale getiriyor ve manevi bir huzur bulamıyordu. Bu düşünceler kendisini boğarken sayfadaki bir soruda dakikalardır takıldığının farkında değildi.

Neden sonra kendine gelerek başını kaldırdı. “Tabi ya” diyerek boş gözlerle odanın bir köşesine bakıyordu. Tüyleri diken diken olmuş ama neden sorusuna bulduğu cevapla rahatlamış görünüyordu.

Dört yıl önce bu zamanlardı. Namaz sonrası Kur’an-ı ı Kerim meali okuyordu. 280’lerde bir sayfa açılmış ve okumaya başlamıştı. Hatta sağ tarafta bir sayfa olduğunu bile hatırlıyordu. Okumaya başlamıştı meali.

67. Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O’ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.

68. O’nun, sizi kara tarafında yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

69. Yahut O’nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize bir kasırga yollayarak, inkâr etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı kendinize (intikamınızı almak için) bizi arayıp soracak bir destekçi de bulamazsınız.

Tam bu ayet mealini okuduğunda, nedense geçen sene girdiği üniversite giriş sınavı gelmişti aklına. Liseden mezun olduktan sonra istediği bölüm için yeterli puanı alamamış ve bu yüzden bir sene daha hazırlanarak İstanbul’daki çok güzel bir üniversitenin yüksek puanlı bir bölümünü kazanmıştı. Kendisi için ÖSS defteri kapanmış görünüyordu. Bu nedenle, kısacık bir an da olsa içinden “Ben bir daha o denize dönmem herhalde” düşüncesi geçmişti. Dile dökmemişti ama kalplerin en gizlisine bile vakıf biri vardı elbet.

Aradan uzun zaman geçmiş ve bu olay bir daha hiç hatrına gelmemişti. O birkaç yıldan bu şekilde hatırladığı pek bir şey olmamasına rağmen ilginçtir o günü, o anı ve o ayetleri net olarak hatırlıyordu.

Okuduğu ayetler, İsra Suresinin 67 ila 69’uncu ayetleriydi. 280’lerde diye hatırladığı sayfa 288’di ve evet mushafı açınca sağ tarafa denk gelen bir sayfadaydı.

Aradan uzun zaman geçmiş, bölümünden memnun kalmadığı için üniversiteyi bırakarak son girdiği sınavdan tam 5 sene sonra yapılacak 2009 yılındaki ÖSS’ye hazırlanmaktaydı.

Rabbi adeta, kulum sen kendini ne sanıyorsun ki, o denizin adını bile değiştirmeden seni o sınava hem de 5 sene sonra döndürürüm demişti.

Rabbinin büyüklüğünü bir kere daha anlamış ve o zaman içinden geçen büyüklenme ve istiğna hissinden dolayı gecikmiş bir tevbe ederek bir nebze olsun felah bulmuştu. Şimdi sorular biraz daha kolay geliyordu gözüne.

casino maxi