Hasret DENİZLİ – Tabiatın Sesini Duyuyor Musun?


İnsanoğlu, iradesinin hakkını vermekle mükellef, çıktığı dünya yolculuğundaki arayışını sürdürmekle muhatap bir varlık. Bu arayışta önüne çıkan yollarda, türlü argümanların etkisinde kalarak hangisini seçeceğine karar veren bir yolcu. Bu serüvende ders alabileceği, sözlü ya da sözsüz iletişim kurabileceği pek çok seçeneğin içerisinden benim şimdi odaklanacağım “tabiat” olacak.

Tabiatın, doğanın, doğallığın ve içerisinde bulunan sanatın insanı büyüleyen, ona ders veren ve insanı Sâni-i Zülcelâl’e sevk eden bir yanının olması, bunu fark ettiğimden bu yana doğaya farklı bir gözle bakmamı sağlar. Öyle ki kaldırımda yürürken önüme çıkan bir ağacın barındırdığı güzellik, zenginlik ve adeta haykırışı, bir şekilde adımlarımı geriye döndürüp dakikalarca ona bakıp tefekkür etmeme vesile olmuştur. O an aklımdan neler geçtiğini, tanımadığım ama bir o kadar yakın hissettiğim sizlerle paylaşmak isterim. Müsaadenizle.

Pek çok şey aynı anda üşüştü zihnime esasen. Bismillah… Elhamdülillah… “Zikir, şükür, fikir”e dair okunanlar. “Allah nâmına” başlanan hiçbir şeyin nihayetsiz kalmayacağı, bir şekilde vukuu bulacağı. Her türlü zorluğa, engele, güce, sertliğe rağmen kendi cılızlığı, zayıflığı, yalnızlığının ümitsizliğine kapılmayıp sebâtından vazgeçmeyen “her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları”nın “Bismillah” deyişi ve O’nun (c.c) adına gerçekleşemeyecek hiçbir şeyin olamayacağının gözler önüne serercesine aheste aheste serpilişi. Kimilerini fikre sevk ederken, kimilerince de “belediyenin bir ağacı” gibi görmezden gelişini. Acizliğimiz, kibrimiz ama bunları örtbas edişimiz. Yanlış düşüncelerle oluşturduğumuz kalıplar: “Taş kalpli” gibi. Oysa kullandığımız durumla, sözün kendisi çok tezat değil mi? Taş ki içinde ne muazzam çiçekler, güzellikler saklıyorken bizim “taş kalpli” dediğimiz insanlar için bu sizce de bir iltifat değil mi? Gözlerimizle aklımızın tüm bunlara şahit oluşu, O’nun (c.c) “Ol!” emriyle olamayacak hiçbir şeyin olmayışının kalbimizde mâkes buluşu.

Uzayıp gidecek şeyler bunlar elbet. Ve her biri ayrı ayrı zikir, şükür ve fikir kaynağı. Ama bu idraki bize bahşeden Yaradan’ın (c.c), bütün bunları fark etmemize, paylaşmamıza, anlaşıldığımızı hissetmemize katkı sağlayan insanların varlığı için de sonsuz hamd ve şükrolsun. Hiçbir şeyde geç kalmış sayılmayız. Yeter ki gönlümüz O’nu (c.c) bulmakla meşgul olsun. O halde;

            “Bismillah” dilimizde olsun kelâm,

            “Allah nâmına başla, Allah nâmına işle. Vesselâm.”

casino maxi