Galip GÖKTÜRK – Çok Kutuplu Dünya

2. Dünya Savaşının sona ermesi ile birlikte dünyada artık iki kutuplu bir güç dengesi oluşmuştu. Bir tarafta Atlantikçiler olarak adlandırılan NATO ve buna bağlı Avrupa Ülkeleri; diğer tarafta Rusya , o günkü adıyla Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı üyeleri.

Yarım yüzyıl süren soğuk savaş dönemi bu güç dengesinin aktörlerinin gerek askeri gerekse ekonomik alanda hatta uzayda dahi birbirlerine galip gelme mücadelesine şahit olmuştur. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ile birlikte zahiren dünyada Amerika öncülüğünde tek bir gücün yani tek bir kutbun kaldığı düşünülse de Rusya hiçbir zaman meydanı yegâne rakibine bırakmamıştır.

Rusya 1991 yılından günümüze kadar ekonomik askeri tüm alanlarda her daim en başta kendi coğrafyasını daha sonra etki altına alabileceğini düşündüğü Türkiye, Suriye, Irak, Doğu Avrupa ve Asya ülkelerini tarafına çekmeyi amaç edinmiştir. Ve bu hedef doğrultusunda attığı belki en somut adim da temelleri 1996’da atılan Şangay beşlisi diye bilinen binevi Avrasya paktı olmuştur. (Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Çin ve Tacikistan) Daha sonraki yıllarda üye sayısını Orta Asya ve Ortadoğu’daki ülkelerin de katılımıyla artırmıştır. Bugün bölgede söz sahibi olan ülkelerin bir kısmı Şangay Birliği’nin ya direkt içinde ya gözlemci (diyalog) sıfatıyla yer almakta.

Türkiye 1951 yılından bu yana NATO bünyesinde Amerika ve Avrupa Birliği güdümünde ekonomik savunma kültür her alanda işbirliği içerisinde olmuştur. Sovyetler Birliği’nin Türkiye’ye baskı yaptığı 1950’li yıllarda Truman ve Marshall politikalarıyla başlayan bu etkileşim günümüzde de halen devam etmekte. Bunun yanısıra Rusya’nın bugün Ortadoğu’da Suriye politikalarına baktığımızda yine sadece Asya da değil sıcak denizlerde de etkisini arttırmak istediği açıkça görünmektedir. Suriye’nin kuzeybatısındaki Lazkiye’de bulunan Bassel El-Esed hava üssü (Himeymim), 2 bin Rus personelin yanı sıra 32 uçak, 16 helikopter, 9 tank, 2 karadan havaya fırlatılan füze savunma sistemi Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığının en önemli unsurunu oluşturuyor. Tabi sadece hava gücü değil aynı zamanda Rusya’nın denizlerde de etkin olmasını sağlayan Suriye’nin Akdeniz’e açılan kapısı Lazkiye’de bir deniz gücü bulunmakta ve bu şekilde Amerika’nın İncirlik üssüne ve Akdeniz’de bulundurduğu donanma gücüne karşı Rusya’nın da aktif askeri gücü bulunmakta. Bugün Suriye politikası gerek NATO gerekse Avrasya bloku için çok hayatı bir öneme sahip bu yüzden. Her iki güç de bölge devletleri kendi yanlarına çekmek için gayret göstermekte.Irak savaşında yeterli etkinliği gösteremeyen Rusya; Suriye fırsatını kaçırmamak için ekonomik, askeri tuü desteğini sürdürmekte. Tabi ki bu ABD ve Rusya’nın penceresinden olaylara bakmak.Bir de ortada ki bu güç dağılımında ve mücadelesinde bitaraf kalmak istemeyen ülkeler de taraflarını seçmeye çalışmakta.
Çünkü bu coğrafyada ben tarafsızım deme lüksünün olamayacağı bir gerçek.
Hal böyle iken belki on yıllarca süren ittifaklar bozulup yön değiştirirken bir yandan da müttefik olanlar iyice bel bağlayacak birbirlerine… Kaybetmemek ve daha fazla kazanmak için belki son fırsat olacak bu…