Endüstri 4.0’a karşı Toplum 5.0’i gelecekte neler bekliyor?

İngiltere’de insansız hava araçları bir yıl boyunca bir hektarlık bir tarlaya buğday ekti, sürdü, ilaçladı ve geçtiğimiz günlerde de hasadını yaptı. Tüm bunları yaparken hiçbir yardım almadılar.

Aynı günlerde ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in yapay zekanın insanlığın sonunu getireceğini tekrarlayan son kitabı “Büyük Sorulara Kısa Yanıtlar”, vasiyeti gereği ölümünden sonra ailesi tarafından yayınlandı.

Gelecek, bu iki zıt görüşten hangisini haklı çıkaracak büyük merak konusu.

Endüstri 4.0’a karşı Toplum 5.0

Sırasıyla buhar makinesi, elektrik ve bilgisayarın icadıyla birinci, ikinci ve üçüncü endüstri devrimini yapan insanlık, şu an siber-fiziksel sistemlerin hüküm sürdüğü “Endüstri 4.0” devrimini yaşıyor.

İnsanlığın avcı-toplayıcı, tarım, endüstri ve bilgi toplumlarından geçerek geldiği beşinci evre ise “Toplum 5.0” olarak adlandırılıyor. Diğer adıyla “süper akıllı” toplum.

Bugün dünyada 4 milyar kişinin internet kullanıcısı olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca her üç yetişkinden ikisinde cep telefonu var.

Alaska’dan Papua Yeni Gine’ye insanlar dijital ortamda alışveriş yapıyor, sevdiği diziyi anadilinde izliyor, kendisi için doktordan, arabası için servisten randevu ayarlıyor, tatil planlıyor, müzik indiriyor, oyun oynuyor.

Toplum 5.0, Endüstri 4.0’ın IoT (Internet of Things – Nesnelerin İnterneti), yapay zeka, büyük veri, öğrenen makineler, robotlar gibi yeni teknolojileriyle siber-fiziksel alanda ya beraber yaşayacak ya da beraber yok olup gidecekler.

Ev toplayan robot

Preferred Networks dört yıl önce kurulmuş, şu an bir milyar dolar eden bir Japon start-up şirketi. Henüz halka arz edilmemiş bu tür nadir şirketler, teknoloji jargonunda “unicorn” olarak adlandırılıyor.

Şirket yakın zamanda, öğrenen makinaların şu an en üstünü olan ve beyindeki nöral ağlardan esinlenen algoritmalarla öğrenmeyi sağlayan “deep learning” teknolojisini kullanarak son derece iptidai ama zamansız bir soruna çözüm üretti: dağınık evi toplayıp temizleyen otonom bir robot.

IoT, her şeyin birbiriyle bağlantılandığı Nesnelerin İnterneti Sanal Kasabası gibi düşünülürse, kasaba halkı için sağlık-bakım, tarım, çevre-iklim değişikliği, güvenlik ve cinsiyet eşitliği gibi alanlarda her gün yeni bir uygulama geliştiriliyor.

Dünyada nüfusu hızla yaşlanan ve azalan Japonya gibi gelişmiş ülkelerin, çalışacak insan bulamayan tarım ve benzeri sektörlerinde, İngiltere’deki çiftlik gibi insansız hava araçları ve biyoteknoloji çözüm olabiliyor.

Ya da Yüksek Performans Bilgi İşlemleme kullanarak yapılan meteoroloji analizlerine dayanan simülasyonlar sayesinde kasabanın bulunduğu bölgenin alacağı yağış önceden tahmin edilebiliyor, altyapı ona göre hazırlanıyor.

Endüstri akıllandıkça iş yapma biçimleri de akıllanıyor, ama sorunlar da çıkıyor.

Amerikalı bulut bilişim (cloud) şirketi Salesforce.com’un kurucularından Parker Harris, Tokyo’da bu hafta açılan, Asya’nın en büyük teknoloji fuarı CEATEC’te (Combined Exhibition of Advanced Technologies) konuştu. Türkiye’de de hizmet veren müşterilerinden Kone asansörlerini örnek verdi:

“Asansörünüz siz fark etmeden bozuldu diyelim. IoT sistemi size hiç hissettirmeden hemen cloud’a bağlanıp en yakındaki gezici veya sabit Kone tamir servisini arıyor ve tamir edilmesini sağlıyor. Telefon açmak, sıra beklemek yok.”

Akıllı iş (smart business), ortak bir iş hedefine ulaşmak için tüm oyuncuların aynı platformda öğrenen makine teknolojisi kullanarak gerçek zamanlı veriden verimli bir şekilde faydalanması esasına dayanan teknoloji odaklı bir iş modeli.

Herkesin aşina olduğu bir örnek, akıllı telefonla taksi hizmeti veren Uber. Kolay, güvenilir ve ekonomik oluşu nedeniyle geleceğin akıllı şehirlerinin olmazsa olmazı.

Yapay zeka ve etik ikilemi

Ancak Uber veya benzerlerinin iş modellerinde operasyonel kararların makineler ve onların yarattığı algoritmalar tarafından alınıyor olması şüpheyle karşılanıyor.

Öğrenen makineler, birini işe almaktan, hükümlüye ceza vermeye kadar her şeyde kullanılmaya başladıkça, etik sorunlar da baş gösteriyor.

Örneğin Amazon, kullandığı yapay zekayla çalışan iş bulma algoritmasının kadınlara önyargılı davrandığını keşfedince sistemi geçen hafta sessizce kapattı.

2016’daki Amerikan başkanlık seçimlerinde Facebook’un elindeki büyük veriyi izinsiz analiz eden Cambridge Analytica’nın, Amerikan seçmenlerinin politik görüşlerini etkilemesinin sonuçları hala hissediliyor.

Değişen müşteri tercihlerine hızlı ve dinamik bir şekilde cevap verebilen teknoloji şirketleri, geleneksel ilkelerle işleyen düşük teknolojili KOBİ’leri ezip geçiyor. KOBİ’lerin yapması gereken, ürünü değil, süreci ve insanları dijitalize etmek.

Teknolojiye bağlı iş kaybı, veri güvenliği ve mahremiyet de diğer büyük endişe kaynakları.

University of North Carolina’dan teknososyolog Zeynep Tüfekçi, makine zekası ile ilgili yaptığı bir TED konuşmasında “Sorumluluklarımızı makinelere yıkamayız. İnsani değerlere ve etiğe daha da sıkı tutunmalıyız” diye uyarıyor.

Nitekim orduya yapay zekayla çalışan otonom silah sistemleri ile uzaktan hedef vurma işi yapan Google, çalışanlarından gelen sert tepki nedeniyle artık Pentagon ihalesini bitirdiğini açıkladı.

‘Regülasyonun ne çoğu ne de azı iyi’

Geleceğin tam entegre olmuş toplumuna en büyük aday, bilişim alanında “doğunun vahşi batısı” denen Çin.

Çin’de internet kullanıcısı sayısı 800 milyonu geçmiş durumda. Bunların yüzde 98 gibi ezici çoğunluğu internete cep telefonlarından bağlanıyor.

Dünyada 870 milyon aktif kullanıcı, akıllı cüzdanla Çinli alışveriş devi Alibaba’nın Ant Financial şirketinden ödeme yapıyor, mikrokredi çekiyor veya sigorta satın alıyor.

Çin’in Google’ı Baidu, Google ile ortak ürün geliştiriyor.

Dijital dönüşümün, kurallardan bağımsız olarak denendiği devasa bir laboratuvar olan Çin gibi gelişmekte olan bir ülkeye, eşitlik ve demokratikleşme sağlayacağı düşünülüyordu. Ancak öyle olmadı, yasaklar ve yaptırımlar geldi.

Aslında tüm dünyada regülasyon hala hassas bir konu.

Mayısta Avrupa Birliği tarafından çıkarılan General Data Protection Regulation (GDPR) yasasıyla Avrupa, verinin korunması konusundaki muhafazakar tutumunu belli etmişti.

ABD, düzenlemeler konusunda daha liberal davranıyor ve bunun bedelini de zaman zaman çıkan hacking (bilgisayar korsanlığı) skandallarıyla ödüyor.

Toplum 5.0

Japonya ise yarattığı Toplum 5.0 kavramıyla Avrupa ve ABD’nin ortasında bir yerin doğru olacağını düşünüyor.

2019’da Osaka’da yapılacak G20 toplantısı öncesinde gerçekleştirilecek olan B20 zirvesi, Birleşmiş Milletler’in 2015’te açıkladığı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden esinlenerek Endüstri 4.0’ın Toplum 5.0’a nasıl entegre edileceğini araştırıyor.

Japonya’nın TÜSİAD’ı Keidanren’den Koh Nakajima, “Verinin korunması ve bilginin sınırlar ötesinde serbest, yasaksız akışı arasındaki denge iyi korunmalı. Mahremiyeti sağlarken dijital ticarette nasıl iş geliştirilebileceğine bakmalıyız” diyor.

Süper zeka ve androidlerin istilası

Süper zeka ile ilgili kaygılar, ilk defa Oxford Üniversitesi’nde felsefeci Nick Bostrom tarafından “Superintelligence: Paths, Dangers, Strategies” adıyla kitaplaştırılmış ve Stephen Hawking ve Elon Musk gibi yapay zeka şüphecilerini etkilemişti.

Bostrom süper zekayı, “bilimsel yaratıcılık, bilgelik ve sosyal beceri de dahil olmak üzere, her alanda en üstün insan beyninden bile daha akıllı bir zeka” olarak tanımlıyor.

Amerikan Yapay Zeka Derneği’nin (American Association for Artificial Intelligence) üyesi Stanford Profesörü Ed Feigenbaum ve tanınmış robotikçi Rodney Brooks gibi uzmanlar ise makinelerin kendi başlarına veya daha da korkutucusu sadece kendilerini düşünecekleri devirlere çok zaman olduğunu söylüyorlar.

Ne var ki Google’ın DeepMind öğrenen makinasının üç bin yıllık Go oyununu 40 günde hatmedip dünyanın en iyi Go oyuncusu Ke Jie’yi 3-0 yendiği bir zamanda, bu geleceğin ne kadar uzak veya yakın olduğu sorusu sürekli gündemde.

AAAI üyeleri arasında yapılan kısa ankette, uzmanların yüzde 92’den fazlası süper zekanın önümüzdeki 10-25 yıl gibi öngörülebilir gelecekte gerçekleşmeyeceğini düşünüyor. Hatta dört uzmandan biri, süper zekanın asla olmayacağını söylüyor.

“İnsan beyninin milyarlarca yıllık evrimiyle rekabet ediyoruz. İnsanlarla rekabet eden, hatta bazen onları geçen tek amaçlı programlar yazabiliriz. Ama gerçek dünya [sanalın aksine] tek boyutlu problemlerin düzgün bir şekilde sıralandığı bir yer değil” diyorlar.

Felsefeci Nick Bostrom gibi felaket tellallarının öngörülerine rağmen yapay zekanın tıbbi hataları önlemeden araba kazalarını azaltmaya pek çok potansiyel yarar sağladığı gerçek.

Ancak gelecekte bu potansiyeli akıllıca kullanmak ve Endüstri 4.0’la beraber yaşamak için Toplum 5.0’ın doğru eğitilmiş olması şart. Ne var ki Alman Endüstrisi Federasyonu Başkanı Dr. Dieter Kempf’e göre Almanya gibi bir ülkede bile “kızların yüzde 50’den fazlası ilkokul öğretmeni olmak istiyor. Mühendis olmak istemiyorlar.”

Ülkeleri yönetenlere de büyük iş düşüyor, çünkü genelde politika üretecek olanlar hızla değişen teknolojinin çok gerisinde kalıyorlar.

Nitekim, yapay zeka gibi konuları anlayabilmek için İngiliz Parlamentosu bu hafta tarihinde ilk defa Pepper adlı bir robotu konuşmaya davet etti.

Japon SoftBank’ın geliştirdiği Pepper, geçen yıl da Tokyo’nun güneyinde Yokohama’daki bir Budist tapınağında cenaze töreninde dua okuyacak rahip bulunamayınca onun yerine geçerek çığır açmıştı.

Ancak 2011’deki Fukushima nükleer santralı gibi felaketlerin temizliği için neden insanlar yerine robotların kullanılmadığı tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Çözüm, insanla yapay zekanın ortak yaşamı mı?

“Herkes İçin Robot” sloganıyla yola çıkan ve ev toplayan robotu geliştiren Preferred Networks’ün genç CEO’su Toru Nishikawa da öğrenen makina teknolojisinin korkulacak bir şey olmadığını savunanlardan:

“Hatta iyi tarafı, ortalığı robot topladığı ve neyi nereye koyduğunu hatırladığı için artık ‘anahtarımı nereye koydum’ diye ortalıkta dolanmayacaksınız” diyor.

Preferred Networks’ün diğer kurucusu Daisuke Okanohara ise “Robotlar mükemmel değillerdir. İnsanlar kadar iyi iletişim kuramazlar. İnsanlarla daha çok etkileşime ihtiyaçları var” diyerek yeni teknolojilerin insanlar tarafından kabul edilmesinde iletişimin önemine değiniyor.

Gerçekten de Preferred Networks’ün Tokyo’daki fuarda gösterdiği robot, sesli insan komutlarını anlıyor, belli eşyaların belli yerlere konulması istendiğinde doğru tepki verebiliyor.

Bu örneğin gösterdiği önemli bir eğilim var: Endüstri 4.0’ın teknoloji guruları Toplum 5.0’ın IoT, yapay zeka, büyük veri gibi konularla ilgili endişelerinin fazlasıyla farkında.

İleride yapay zeka gibi sistemlerin insanlarla işbirliğine gidip beraber bir “simbiyotik süper zeka” oluşturacaklarının işaretleri şimdiden görülmeye başlandı bile.

Yapay zekanın keşfedildiği yer olarak kabul edilen Boston’daki ünlü MIT (Massachusetts Institute of Technology ), bu hafta, 1 milyar dolara, tamamen yapay zekanın geniş toplumsal etkilerini araştırma amaçlı yeni bir okul kuracaklarını duyurdu.

Öğrenciler ve eğitmenler bu yeni okulda bilgisayar ve diğer bilimleri bağımsız değil, bütünleşik şekilde çalışacaklar. Örneğin bir antropolog, kendi dalında yapay zekayı nasıl kullanacağını öğrenecek.

“Bilgisayarlar artık sadece uzmanların alanı olmaktan çıktı” diyor MIT’nin başkanı Rafael Reif. “Her yerdeler ve bu yüzden de herkes tarafından anlaşılıp yetkin şekilde kullanılmaları gerek.”

Haberin kaynağı için tıklayınız