Çipras’ın ziyareti: Atina-Ankara ekseninde işbirliği penceresi açılır mı?

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın 5-6 Şubat’ta Türkiye’ye gerçekleştireceği çalışma ziyareti, son dönemde pek de sıcak seyretmeyen ilişkilerde ‘yeni bir evreye mi girildiği’ sorusunu gündeme getirdi.

Ancak uzmanlar, iki ülkedeki seçim atmosferinde iç kamuoylarını konsolide etmeye dönük bu ziyaretin, çözüm bekleyen başlıca ikili sorunlarda sihirli bir değnek etkisi yaratmasını beklemiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edilecek olan Çipras, ziyaret öncesi Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilişkim saygı, samimiyet ve açık sözlülüğe dayanıyor” açıklamasıyla yumuşama sinyali verdi.

86 yıl sonra bir ilk

Çipras, 1844-1971 yılları arasında faaliyet gösteren ve yeniden açılması yaklaşık 10 yıldır gündemde olan Heybeliada Ruhban Okulu’na Patrik Bartholomeos ile birlikte yapacağı ziyaretle, 1933’den beri Ruhban Okulu’nu ziyaret eden ilk Yunan başbakanı olacak.

Çipras’ın partisi Syriza’nın bu yıl içerisinde Yunanistan’da gerçekleşmesi beklenen genel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyeceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Türkiye’nin ulusal gündemi de 31 Mart günü gerçekleşecek yerel seçimlere kilitlenmiş durumda.

Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Serhat Güvenç’e göre; iki ülkede de yaklaşan kritik seçimler öncesinde iç siyaset öncelikli bir ziyaret olacak ve Yunanistan da Türkiye de kendi iç kamuoylarına yönelik mesajlar verecekler.

“Yunanistan’ın sert söylemli Savunma Bakanı Panos Kammenos’un yerine eski genelkurmay başkanı Evangelos Apostolakis’in göreve getirilmesi, Ege Denizi’nde krizi tırmandırmaktan kaçınmaya yönelik bir tutumun ifadesi. Her iki taraf da bu dönemde dondurulmuş ve kriz potansiyeli mevcut olan sorunlara gayret ve zaman harcamak istemiyorlar,” diye açıklıyor Güvenç.

Ancak Güvenç’e göre, Türkiye’nin AB üyelik perspektifinden yıllar içerisinde uzaklaşması ve genel reform havasının terk edilmesi sonucunda ağır basan milliyetçi damar düşünüldüğünde, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması, Ankara’nın gündeminden çoktan çıkmış durumda.

“Çipras, dini duyarlılığı olan kesimleri temsil iddiası taşımasa da bu ziyaret Yunanistan açısından simgesel önem taşıyor. Dolayısıyla kamuoyuna geleneksel pozisyonunu teyit edecek, bir nevi nikah tazeleyecek,” diyor Güvenç.

Geçmişte “Kıbrıs sorunu çözülürse kravat takarım” diye espri yapmış olan Avrupa’nın kravatsız Başbakanı Çipras’ın gündeminde Kıbrıs meselesi de yer alacak. Ankara’nın bu yıl Kuzey Kıbrıs’a bir deniz üssü kurmaya başlama planlarının gündeme geldiği bir dönemde iki ülkenin bu konudaki uzlaşmacı duruşu kritik önem taşıyor.

Kıbrıs’ta enerji açmazı

Öte yandan Kıbrıs Rumları, geçtiğimiz aylarda Yunanistan ve İsrail’le, İsrail ve Kıbrıs gazının Avrupa’ya bir boru hattı yoluyla pazarlanması konusunda bir anlaşma imzalamıştı.

Yunanistan’ın İyonya denizinden başlayarak karasularını tek taraflı olarak 12 deniz miline çıkarma niyetini açıklamasıyla gündeme gelen ve Türkiye’nin “savaş sebebi” (casus belli) olarak gördüğü karasuları sorunu ise, donmuş bir kriz olarak uzun zamandır ikili ilişkileri etkisi altına alıyor.

Çipras’ın karasularına ilişkin cumhurbaşkanlığı kararnamelerini Ekim ayında durdurup, meclise yasa tasarısı olarak getirilmesi yönündeki kararı ise Ankara’da olumlu karşılanmıştı.

Ancak, uzmanlar bu ziyaretten Kıbrıs veya karasuları sorununun çözümüne yönelik bir “sıçrama” beklemiyorlar.

Sorunlar dondurucuda kalacak

“Dondurulmuş sorunlar dondurucuda kalacak” diyen Güvenç’e göre, çözümü sağlayabilecek bir irade yok ve iki ülkenin yapabileceği en iyi şey Kıbrıs açıklarındaki hidrokarbon sondajları konusunda aralarında bir krizin yaşanmaması için çabalamak.

İki ülke arasındaki ilişkiler, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen başarısız darbe girişiminin ardından Yunanistan’a kaçan 8 Türk subayının iade süreçleri noktasında da tıkanma yaşıyordu.

2018 yılı Mart ayında ise Türk-Yunan sınırını yasadışı yollardan geçme ve casusluk suçlamasıyla tutuklanan iki Yunan askeri beş aydan uzun süre sonunda Ağustos ayında tahliye edilmişti. Askerlerin mahkumiyeti, Ankara ve Atina hattında yeni bir gerilime sebep olmuş, ancak Yunanistan’ın en önemli dini bayramlardan biri olan “Meryem Ana Yortusu”nda serbest bırakılmışlardı.

“Sahte bahar havası”

Merkezi Ankara’da bulunan 21’inci Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek ise, “resmi görüşmeler kapsamında iki ülke arasındaki sahte bahar havasını yansıtacak mutabakatlar açıklanması büyük olasılık” diyor ve ekliyor:

“İstanbul-Selanik hızlı treni projesine başlanacağı, İzmir-Selanik feribot seferlerinin ise fiilen start alacağı açıklanacaktır. Yani ana sorunlar değil, medyatik iç politikaya yönelik konular öne çıkacaktır.”

Euronews Türkçe’ye konuşan Dilek’e göre, Çipras’ın Yunan kamuoyu için simgesel mekanları ziyaret programına alması, ancak Türkiye için önemli olan Anıtkabir gibi mekanlara gitmeyecek olması, Yunan kamuoyuna yönelik bir hamle anlamına geliyor.

“Bu ziyaret, Yunanistan’ın geniş bölgede başrolü oynadığına dair bir kanıt olarak gösterilecek. Yunan medyasında ve kamuoyunda sürekli işlenen “Ege ve Doğu Akdeniz’deki Türk saldırganlığını yatıştırıyorum” algısı yaratmaya yöneliktir,” diyor Dilek.

Öte yandan, Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016’da imzalanan mülteci mutabakatının ardından yasadışı yollardan Türkiye’den Yunan adalarına geçen mültecilerin Türkiye’ye geri gönderilme imkanı doğmuştu. Yunanistan, mülteci sorununun AB ile dayanışma içerisinde çözülmesinden yana.

İçişleri Bakanlığı’nın son verilerine göre, 2018 yılında Ege Denizi’ni kullanarak Yunanistan’a yasadışı geçiş yapan 20 bin 755 göçmen yakalandı.

Bilkent Üniversitesi öğretim üyelerinden Jean Monnet kürsü başkanı Ioannis N. Grigoriadis ise, bu ziyaret sırasında her iki tarafın da mülteci krizini bir başarı öyküsü olarak sunacağını ve bu konuda herhangi bir sürtüşme yaşanmayacağını öngörüyor.

Enerji meselesi Kıbrıs’ta çözümün merkezinde

“Enerji konusunda ise, Kıbrıs’ın münhasır ekonomik alanının 10. parselindeki sondaj çalışmaları oldukça önemli. Eğer başarılı olursa, bu durumda Kıbrıs sorununun çözümünün önemi daha da artacak. Dolayısıyla, enerji meselesi, ya bir anlaşmayı tetikleyecek, ya da krizi tırmandıracak,” diye vurguluyor Grigoriadis.

Kıbrıs Rum yönetiminden 2017 yılında ihale alan Amerikan ExxonMobil enerji şirketi, geçtiğimiz yılın Kasım ayında 10.parseldeki doğalgaz arama ve sondaj çalışmalarına başlamıştı. Söz konusu parsel, KKTC’nin ve Türkiye’nin parsellediği bölge dışında kalıyor.

Ancak Türkiye, bu rezervler üzerinde Kıbrıslı Türklerin hakkını savunuyor ve Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminin dışında bırakacak tüm girişimlere karşı çıkıyor.

12 mil karasuları meselesinde tarafların şu an için geri adım atmayacağını düşünen Grigoriadis, büyükelçiler düzeyinde istikşafi (keşif, tanıma amaçlı) görüşmelerin yeniden başlaması konusunda görüş birliğine varılabileceğini belirtiyor.

“Bu görüşmeler sayesinde, Ege Denizi’ndeki ikili anlaşmazlıkların barışçıl sorununa ortak bir temel belirlemek mümkün olabilir,” diye ekliyor.

Haberin kaynağı için tıklayınız