Büşra KAHRAMAN – Kardeşim Mavi

Rengi var elbet her şeyin. Siyahıyla, beyazıyla var bir rengi. Herkes için farklı olsa da duyguların da var renkleri. Mutluluk denince kimse siyah demez mesela. Ya da hüzün denince beyaz…

Peki, dost denince hangi renk dersiniz? Var mı dostluğunuzun, dostunuzun rengi? Bilen bilir, ben mavi denince dost, dost denince mavi derim. “Mavi bir renkten daha fazlası, umut dolu bir deniz” demiş ya Cemal Süreyya. Mavi, bir dosttan daha fazlası bende. Göğe baksam o, denize baksam mavi. Ömrümün yarısı, gençliğimin en güzel anıları, kardeşim, sırdaşım mavi.

Yer gök maviyken, biz nasıl bu kadar ayrı kalabildik dostum? İkimizde hiç hayal etmediğimiz yerlerdeyiz şimdi. Sen maviye hasret, ben sana hasret. Sen maviden, yeşilden, beyazdan mahrum. Ben senden mahrum. Ama biliyorum dostum geçecek. Geçecek renklerimizi çalan bu mevsim.

Ama bil ki dostum, özledim. Çok özledim… Parmak uçlarımdan, saç diplerime kadar, mavi olan her şey kadar çok özledim.

Dostum hiç bu kadar ayrı kalmadım senden

Sesine, sözüne hasret olmadım

Yakın dediğim kim varsa bihaberim hepsinden

Ne güzel dostmuş onlar, bir kez daha anladım.

“… ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsen batar” diyor ya Zarifoğlu. Bence özlem kemik gibi. Sürekli acıtan bir kıymık gibi. Ne geçiyor,  ne acısı azalıyor.

Daha kaç hasret sığacak bu ömre… Vuslat görecek mi bu gözler? Bilmiyorum, bayram gerçekten bayram gibi geçecek mi mesela?

Ama şükür dostum. Çok şükür. Sen,  senden bekleneni yaptın, beklettin. Bense gözlerim yolda bekliyorum.

Hadi, ansızın çık gel. Beraber dağıtalım hüzünlerimizi. (Nazım Hikmet)

Gel dostum

Ben göremesem de gel

Sımsıkı sarılamasam da

Gözyaşlarını silemesem de gel…