Askeri yenilgisi sonrası IŞİD yeniden doğabilir mi?

Frank Gardner

BBC Güvenlik Muhabiri

Kısaca: Evet ama aynı şekilde değil.

IŞİD’in, bir zamanlar Irak ve Suriye’de yaklaşık 8 milyon kişiye hükmeden “halifeliği” neredeyse tamamen yok edildi.

Batılı başkentlere zafer havası hakim. Bu noktaya gelmek için 79 farklı ülkeden oluşan koalisyonun aralıksız askeri baskısı gerekti.

Birçoğu sivil binlerce kişinin yaşamına ve milyarlarca dolara mal oldu.

Ancak, IŞİD’in faaliyetleriyle ilgili gizli istihbarat bilgilerine sahip olanlar, ihtiyatlı olunması çağrısında bulunuyor.

Geçtiğimiz günlerdeki Münih Güvenlik Konferansı’nda, 2014’te IŞİD’in hızlı ilerleyişine açıkçası hazırlıksız yakalanan İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6’in başkanı Alex Younger şöyle konuştu;

“Halifeliğin askeri mağlubiyeti, terör tehdidinin sonu anlamına gelmiyor. Hem Suriye hem de dışarıda değiştiğini ve yayıldığını görüyoruz. Bu, bir terör örgütünün geleneksel yapısı.”

Aynı konferansta konuşan Alman Savunma Bakanı Ursula von der Leyen de, “IŞİD’in daha da yeraltına indiğini ve diğer terör örgütleriyle bağlantılar kurduğunu” söyledi.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Başkanı General Joseph Votel ise, “IŞID şebekesinin dağıtılmış olmasına karşın, baskının sürdürülmesi gerektiği, aksi takdirde geriye kalan parçalarının yeniden bir araya gelme kabiliyetine sahip olacakları” uyarısında bulundu.

Suriye ve Irak’a dağılmış IŞİD militanlarının sayısının 20 ila 30 bin olduğu tahmin ediliyor ve birçoğu kovuşturma korkusuyla kendi ülkelerine dönmeye isteksiz.

Ayrıca, Libya, Mısır, Batı Afrika, Afganistan ve Filipinler’in güneyinde az sayıda fanatik, IŞİD bağlantılı militanlar var. IŞİD militanlarının Irak’ın kuzey bölgelerinde de giderek daha pervasız saldırılar düzenlediklerine dair kanıtlar da bulunuyor.

IŞİD’in 2013 ve 2014’teki ilk zaferlerini ve hızla toprak kazanmasını nelerin sağladığına bakalım ve bunu yeniden yapıp yapamayacağını değerlendirelim.

El Kaide’nin bıraktığı yerden

IŞİD, Irak’taki El Kaide’nin içinden çıktı.

El Kaide, kırgın ve işsiz Irak ordusu ve istihbaratı üyeleriyle, Arap dünyası ve dünyanın geri kalanından akıp gelen idealist cihatçıların mantık ittifakıydı.

Irak’ta El Kaide’nin düsturu, Irak’a gelip ABD işgaline direnmenin tüm Müslümanların görevi olduğuydu.

Ancak daha sonra sergilenen vahşet ve tahammülsüzlük (Örneğin sigara içerken yakalananların parmaklarının kesilmesi) Iraklı aşiretleri öylesine yabancılaştırdı ki, hükümetle saf tuttular ve El Kaide’yi ortada bıraktılar.

Daha sonra, Irak’ın Şii hükümeti bu kazanımı, Sünni Müslümanlara karşı sistematik bir ayrımcılık programıyla çarçur etti.

2014 yazında, kendilerini artık o kadar haklarından mahrum edilmiş hissediyorlardı ki, IŞİD Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’a pek bir direniş olmadan girebildi.

Buna bir de, zayıf, moralsiz Irak ordusunu ve IŞİD’in ilerleyişi karşısında kendi askerlerini terk eden üst düzey Iraklı subaylar eklenince, IŞİD’ın Irak’ın üçte birini ele geçirmesini sağlayan şartlar oluştu.

Komşu Suriye’de ise iç savaş ortamında, tüm isyancı örgütler arasında en acımasız ve ideolojiği olan IŞİD’in geniş topraklar ele geçirebilmesi için gereken kaos ve kafa karışıklığı vardı.

IŞİD 2.0

Peki, bütün bunlar yeniden yaşanabilir mi? Evet ve hayır.

Bu büyüklükteki bir “halifeliğin” yeniden oluşturulabilmesi çok düşük bir ihtimal.

Ancak, IŞİD’in ilk döneminde kaydettiği başarıları sağlayan faktörlerin bir çoğu hala olduğu yerde duruyor.

Irak, bazıları İran tarafından eğitilen, silahlandırılan ve fonlanan mezhepçi Şii milislerle dolu. Sünni köylülerin evlerinden çekilip alınıp, yanlış bir şekilde IŞİD’e destek vermekle suçlandığına dair rahatsız edici haberler geliyor.

Bazı yerlerde, Şii intikam timleri sokaklarda dolaşıyor ve herhangi bir ceza almıyorlar.

IŞİD 2.0 istenmiyorsa, Irak’ın kesinlikle bir ulusal uzlaşma sürecine ve kapsayıcı bir hükümete ihtiyacı var. Ancak bunun olacağına dair çok az işaret bulunuyor.

‘Halifelik’ bitti, ‘bulaşıcı’ ideolojisi bitmedi

Suriye’de feci bir iç savaşa yol açan faktör ise Şam’daki sarayında muzaffer bir şekilde oturuyor.

Rus ve İranlı müttefikleri sayesinde yenilgiden kurtulan Devlet Başkanı Beşar Esad, her zamankinden daha güvende görünüyor.

Suriyelilerin çoğu Esad’a muhalefet etmek için çok yorgun ve tükenmiş halde. Ancak rejiminin endüstriyel düzeylerde yaptığı katliamlar, bazılarını silahlı mücadeleye yönlendirecektir ve IŞİD de Suriye’deki savaş alanına dönmenin yollarını arayacaktır.

Küresel düzeyde de, nerede bir kötü yönetim, haksızlığa uğramışlık hissi ve Müslümanlara karşı dini baskı, yaşamlarında bir amaç olmayan yabancılaşmış gençler varsa, orada IŞİD daima, “kültü” için adam toplama fırsatları olacaktır.

IŞİD’in “halifeliği” bitti ancak tehlikeli derecede “bulaşıcı” ideolojisi bitmedi.

Haberin kaynağı için tıklayınız

casino maxi